28 Mart 2020 Cumartesi

KORONA KORANA, BİZ İSRAEL’İZ BAŞKA, ÜLKELERE BENZEMEYİZ…






Belki yukarıdaki, satırları okuduğunuzda bunları yazdığım için beni aşırı milliyetçilikle suçlayacaksınız ama bunu yapmayın. Çünkü bu kanıya varmam için okuduklarımı ve dinlediklerimi yazan İsrael’de görevli birTürk doktor… Okuyun bakalım…
 A3 haberden Feyzi Hepşenkal yazıyor…
“Herkes Güney Kore ile Almanya’dan söz ediyor, bu ülkeleri örnek gösteriyor.
Dikkatle izlenmesi gereken ülkelerden biri de İsrael olmalı. Şu ana kadar 3,035 vaka belirlenmiş. 10 kişi hayatını kaybetmiş. Günde 5 bin dolayında test yapılıyor.
Türkiye’de daha dün ilk kez 5 bin test yapıldığı ve bizim 84 milyon olan nüfusumuza karşın İsrail’de 8 milyon 620 bin kişi yaşadığı düşünüldüğünde, neden
“dikkat” dediğim zaten ortaya çıkıyor! Fakat dahası var. Onu da Türkiye’den İsrail’e gitmiş, oraya yerleşmiş halen Kudüs’te doktor olarak çalışan Ata Maden anlatıyor:”
• İsrael dünyada en erken ve isabetli önlemleri alan birkaç ülkeden biri. Şu an burada yapılan (çoğu sadece burada olan şeyler de değil) ve bizim de hızla uygulayabileceğimiz çok şey var bence.
• İsrael Sağlık Bakanlığı’nın bu süreçte geliştirdiği, “HaMagen-Kalkan” diye bir uygulama var. Konumunuzu takip edip eğer tanı konan bir korona hastası ile son 14 günde yolunuz kesiştiyse size bildirim gönderiyor. (Doğrudur, ben kullanıyorum, müthiş bir şey.A.B)
• Bakanlığı herkese açık telegram hesabından her gün kaç test yapıldı, kaç şüpheli, kaç karantina, kaç hasta, konumları, yaş grubu, risk faktörleri her türlü ayrıntıyı paylaşıyor. Fake bilgiler anında yalanlanıyor.
• Bakanlık tarafından sürekli güncellenen, ülkedeki tüm vakaların ve ev karantinasındaki kişilerin konumunu, sayısını, geçmişini gösteren ve sokağına kadar zoom yapabilen 2 resmi harita mevcut.
• Gelirlerinden olanlara aylık “işsizlik maaşı” yolu açıldı. Bu miktar ülkedeki ortalama maaşın altına düşemiyor (asgari ücretin 1.5-2 katı).
• Bize arabalarımıza koymamız için “şu hastanede doktordur” yazısı verdiler. Polis noktalarında işaretsiz araçlar ara ara durdurulup dışarıda olmalarının sebebi soruluyor.
• Otobüslerin yarısı durdu, kalanına devlet onaylı işlere gitme amacı dışında binilmiyor (kontroller mevcut). Aksam 8’den sonra toplu taşıma yok. Ön kapıdan biniş yasak, Şoför yakınına oturulmuyor.
• Virüs 1 ay önce geldi buraya ve hemen karantinalar, uç önlemler başladı. Başbakanın bizzat açıklama yapmadığı bir gün hatırlamıyorum. Kimse anlam veremiyordu başta tabii. Daha Çin dışında vaka yok sayılırdı.
BURAYA DİKKAT: Bir ülkede vaka artışı varsa GERİYE DÖNÜK 14 gün karantina uygulaması yapıldı. Mesela Avusturya daha 100 vakası bile yokken listeye alındı ve o gün Viyana’dan 12 GÜN ÖNCE dönmüş stajyerim aranıp 2 gün sonra hastaneye dönmek üzere günün ortasında evine yollandı,
• Bölüm başkanım profesör 2.5 hafta önce Fransa’daki konferanstan geldiğinde 14 gün karantinaya alındı. Fransa bu listeye alındığında oradaki toplam vaka sayısı daha 200-300’dü. Güldük, dalga geçtik abartılıyor diye, sonuç ortada…
• İlk karantinalardan itibaren karantinaya alınan insanların evlerine gelişi güzel zamanlarda görevliler yollandı. Kişi evde mi diye kapıda kimlik ve ateş kontrolü yapıldı.
• Burada da aşırı dindar kesim karantinaya uymadı, zaten vakaların büyük kısmı onların yaşadıkları yerlerden. 1 hafta içinde dini eğitimler yasaklanıp, sinagogda 150 kişilik düğün yaptı, diye bir haham ve gelinin ve damadın babaları gözaltına alındı vs ve büyük kesim evine döndü.
•Tartışmalı nokta: Yeni çıkan bir yasayla istihbarat yalnızca sağlık bakanlığının şüpheli kabul ettiği karantinadakilerin konumlarını telefonlarından izliyor. 

• Hastanede doktorlardan sekreterlere, güvenlik görevlilerinden temizlik elemanlarına kadar corona senaryolarına karsı özel eğitim almaya başladık. Hastane içerisinde zaten 1 aydır olağanüstü hal var, kuş uçmuyor.

• Neler yeni: Tüm işyeri sahiplerine kapıda ateş ölçme zorunluluğu… Özel durumlar dışında evinden 100 metre çıkış izni… Taksilerde tek yolcu, cam açık…

• Şu an dünyanın her tarafından tüm İsrail vatandaşları halen buraya akın ediyorlar, buradan ülkelerine geri çağrılan yabancılardan kimse ise dönmek istemiyor.

• Kendimi güvende hissediyorum. Burada bulunan tanıdığım kimse için endişelenmiyorum. Sağlık Bakanlığı bana sağlık çalışanı olduğum için muayene + test uyguluyor, elimin altında hastalarıma uygulayabileceğim sınırsız test var, maske vs malzeme sıkıntım ufukta bile görünmüyor.

•En büyük derdim Türkiye. Hayatım boyunca biriktirdiğim bütün sevdiklerim orada. Hastalanırlarsa yüksek ihtimalle iyileşeceklerini biliyorum ama onlara bir şey olmasından korkuyorum.

Kol HaKavod İsrael…

Liderlerimize güveniyorum. Bizi inşallah bu savaştan da muzaffer çıkartacaklar…
DAYAN İSRAEL, HAYATTA KALMAK İÇİN EVDE KAL…

Aaron Baruch   (Ankaralı)

Kaynak:

İSRAEL BİRLEŞMEYİ BAŞARDI










Liberman’ın İsrael’in dinci kesimine olumsuz bakışı yüzünden bir yıl evvel bozulan koalisyon krizi sona erdi gibi. Liberman, haridilerin (dincilerin)  askere gitmemelerini ve devletten aldıkları yardımlarla yaşamalarını sebep göstererek uzun zamandır BİBİ (Netanyahu) ile olan ortaklığını bozdu ve İsrael yaklaşık bir sene evvel erken seçime gitti. Üç defa tekrarlanan seçimler neticesinde ne sağ blok ne de sol blok çoğunluğu sağlayamadı ve koalisyon kurulamadı.

Ufukta dördüncü defa sandığa gitme ihtimali gözükmüştü. Fakat Gantz sol bloku parçaladı ve 20 milletvekili ile birlikte BİBİ’nin koalisyon tekliflerine evet diyerek krizi çözdü. Bibi seçim sihirbazı olduğunu bir kere daha kanıtladı. İsrael tarihinin en güçlü koalisyonu kuruluyor.

Teşekkürler GANTZ, teşekkürler BİBİ.

1980 öncesinde Türkiye de aynı şekilde aynı sağ sol çekişmesine girmiş 114 tur yapılmasına rağmen cumhurbaşkanını seçememişlerdi. Sonunda askerler ihtilal yaptılar. Demokrasi rafa kalktı. İhtilali yapan genelkurmay başkanı Kenan Evren’in şu sözleri tarihe geçmiştir. Kendisine Maraş’ta 100 den fazla alevi yurttaşın ölümü sorulduğunda “ihtilali yapmak için şartların oluşmasını bekliyorduk” demiştir. Bir başka konuşmasında da sorulan soruya “haksızlık olmaması için bir sağdan bir soldan asıyorduk” şeklinde cevap vermiştir.

Onlar birleşemediler, beceremediler, yapamadılar, biz yapabildik, ülke bu zor günlerde bir araya gelmeyi becerdi. Gantz, Araplarla bir koalisyon yaparsa ne İsrael halkının ne de tarihin kendisini affetmeyeceğini gördü, gururunu yendi ve aklın yolundan giderek sol bloku parçalamak bedelini ödeyerek BİBİ’yle koalisyona gitti.

Geçen hafta Knesset parlamento olaylarına sahne oldu. Yüksek mahkemenin de karıştığı olayları Refael Sadi’nin kaleminden aktarıyorum.
Bibi’yi zorlamak için sol blok, Parlamento (KNESSET) Başkanı YULİ EDELSTEIN'ın yerine kendi adamları NİSSAN KOREN'i getirmeyi planladı. Bunun için meclisin toplanması ve gerekmekteydi.
Başkan Yuli Edelstein, meclisi toplamayı geciktirdi. Mavi Beyaz durumu Yüksek Mahkemeye taşıdı ve aynı gün Yüksek mahkeme (BAGATZ) Yuli Edelstein'e bir ihtar kararı ileterek meclisi toplamasını, yoksa aleyhinde karar alınacağı bildirdi. Yüksek Mahkeme tehdidi bence Bibi'nin beklediği fitilin ateşlenmesi oldu. İsrail siyasetinde ve adalet sisteminde yargının demokrasiye ve Parlamentoya karışması ilk defa gerçekleşiyordu. YULİ EDELSTEIN de ilk defa bir Meclis Başkanı olarak yargı kararına itiraz ederek hukuk sisteminin, İsrail ‘deki demokrasiyi etkilemesine seyirci olmayacağını beyan etti ve bu karara uymadı ardından istifa etti. Aynı gün de Yüksek Mahkeme, meclisin toplanmasını ve başkanını seçmesi talimatını verdi.
Bibi devreye girerek Gantz'a ortaklık şartlarını dikte ettirdi. Benny Gantz aynı gün içinde ittifak ortakları ile ipleri kopardı ve ittifak’ın iki ağır topu YAİR LAPİD ve MOSHE BOOGY YA’ALON'dan ayrılıverdi. Aynı gün içinde meclis başkanlığına adaylığını koydu ve Likud Partisi’nin desteği ile aynı gün Meclis Başkanı seçildi.
Müthiş gelişmeler.  Bu parlamento oyunları belki sol görüşlü arkadaşlarımı memnun etmemiş olabilir. 1947 de Milletler Cemiyetinde İsrael’in kuruluşu oylaması yapılacağı zaman birkaç saate ihtiyacımız vardı. Düşünebiliyor musunuz 2000 yıldan sonra sadece birkaç saate… İşte o zaman da çok eski bir parlamento oyalama taktiğini kullanan o efsanevi insanlar İsrael’in kuruluşu için en önemli olayı gerçekleştirdiler. 
İşte hikâyesi:
Guatemala delegesi ayağa kalktığında seyircilerin bulunduğu yerden tiz bir çığlık yükseldi.
2000 yıllık eski acıların çığlığı idi bu ve en az o kadar eski bir İbranice ile söylenmişti...
"ANA HAŞEM OŞİYA NA ! - Ey Tanrım , kurtar bizi !"

Moshe Sharett   arkadaşlarına "bir kaç saate ihtiyacımız var" dedi, “eğer bu saatleri kazanamazsak  bütün çabalarımız boşa gidecek."

26 Kasım 1947 günü  Yahudi Ajansının dış işleri temsilcisi  arkadaşlarına panik halinde böyle söylüyordu.  İsrail'in var  olması,  ya da olmaması anlamına gelecek oylama, Birleşmiş Milletler'in yarınki toplantısında, öğleden sonra yapılacaktı. İsrail'in bir devlet olarak onaylanması için  her olumsuz oya karşılık iki olumlu oy gerekiyordu. 







Moshe durumun pamuk ipliğine bağlı  olduğunun farkındaydı. Bu oylama 27 Kasım günü yapılmamalıydı.  Kesinlikle kritik   o birkaç oyu kurtarmak için zamana ihtiyaç vardı. Bir kaç saate... Allah'ım sadece bir kaç saate. 2000 yıldan sonra bir kaç saat...Bunun için  çok eski bir parlamento oyununa müracaat ettiler. Yahudi davasına yardım eden bütün delegelere koştular.

Birleşmiş Milletler, yani o zamanki adıyla Milletler Cemiyeti sadece 6 ay evvel kurulmuştu ve 56 üyesi bulunmaktaydı. Toplantılar, New-York'ta eski bir patinaj salonunda yapılıyordu... 27 Kasım sabahı İsrail için yardımcı olmak isteyen delegeler plan uyarınca teker teker söz almaya başladılar. Oylamaya bir türlü geçilemiyordu. Arap delegeler durumu fark ettiklerinde iş işten geçmişti. Kürsü işgal edilmişti Arapların sert protestoları sonuçsuz kaldı. Bu ani söylev maratonu karşısında   başkan,  mecburen  oylamayı ertesi günkü oturuma bırakmak zorunda kaldı.

Ama şu kadere bakın ki ertesi gün Amerikalıların büyük bayramlarından "Thanksgiving  Day" idi. Yani  şu bizim bildiğimiz şükran günü. Tam 48 saat kazanılmıştı.

Teker teker bütün ülkeler ve olasılıklar hesap edildi ve dört hedef ülke belirlendi. Bu olumsuz oylar muhakkak olumluya çevrilmesi gerekiyordu. 4 hedef ülke vardı. Yunanistan, Liberya, Haiti ve Filipinler...

Amerikalı Siyonistler bütün güçleriyle yardımcı oldular... Parlamento üyesi Emmanuel  başkan Truman'a  bir telgraf çekip "Yunanistan gibi direnen ülkelerin yola getirilmesini" istedi.

Yüksek mahkeme yargıçlarından ikisi, Filipinler başkanına çektikleri telgrafta, "paylaşmaya karşı çıkma kararında diretirse ülkesinin milyonlarca Amaerikalı dost ve taraftarını kaybedeceğini" bildirdiler. Yirmialtı kongre üyesinin birlikte araya girdi.  Yahudi Ajansının gece yarısı Londra'dan bağlantı kuduğu Amerika'nın önde gelen kişilerinden birisi telefonla yardım istedi.   Waşington'daki elçinin de yakarıları sonunda Filipinler başkanı, Birleşmiş milletlerdeki temsilcilerine "çok yüksek ulusal çıkarlar gerekçesiyle" olumlu oy kullanma emrini verdi. . 

Siyonist ajanlar Haiti   delegesini Harlem'de kovalamaya başladılar.  Buldular da, hatta ikna da ettiler. (Ama nasıl ikna ettiklerini kitaplar yazmıyor...)

Amerika'nın en büyük sanayicilerinden lastik yapımcısı Harvey  Friston   (Friestone Lastikleri) Liberya Cumhuriyeti başkanına  eğer tutumunu değiştirmeyip olumsuz oy kullandığı takdirde, ülkenin  en büyük kauçuk firmasının,   Filipinleri boykota başlayacağını bildirdi. Liberya biraz da Friestone'un malıydı. Şirketin bu ülkede, kauçuk elde ettiği dört yüz bin hektarlık kauçuk çiftlikleri vardı. 

Oylama  29 Kasım 1947 günü yapıldı. İlk oyu Guatemala delegesi kullandı... Son oy kullanıldıktan sonra David  Bengurion Yeruşalayim’de balkondan kendisini dinleyenlere şöyle seslendi:

“Artık özgür bir ulusuz. ...Ancak  Birleşmiş Milletler kararı hala bizi tehdit eden tehlikelere karşı korumuyor... Kendimizi aldatmayalım.”

Yanında mavi-beyaz bir bayrak sallanıyordu ve halk hep bir ağızdan Hatikva'yı söylüyordu... Oylamadan 33 evet, 13 hayır  ve 10 çekimser oy çıkmıştı...

(Türkiye oylamada olumsuz oy kullanmış fakat daha sonradan 28 Mart 1949 tarihinde İsrail Devletini tanıyan ilk Müslüman ülke olmuştur.) 

Daha oylama devam ederken genç Palmach  aslanlarıyla  dolu bir odada İzak Sade konuşmasını şu sözlerle sonlandırıyordu:

“Eğer oylama sonucu olumlu olursa Araplar bize savaş açacaklar, yok olumsuz olursa biz onlara savaş açacağız  ve muhtemelen 5000 genç Yahudi ölecek...”

Odada bulunan Yigal Alon, İsak Rabin gibi gençlerin adlarını dünya 20 sene sonra duyacaktı...





İsrail devleti kuruluşunu  ilan ettikten 11 dakika sonra, Amerika Birleşik Devletleri, bu yeni devleti  ilk tanıyan ülke  oldu.

Ne hikâye be, gel de ağlama…

AM İSRAEL HAY…

Aaron Baruch  (Ankaralı)

REFAEL SADİYE SÜPER AÇIKLAYICI YAZISI İÇİN TEŞEKKEÜR EDERİM. 
YAZININ TAMAMI İSRAE'DE NELER OLUYOR - REFAEL SADİ 

24 Mart 2020 Salı

KNESSETTE (İSRAEL MECLİSİ) NELER OLUYOR?














Bilindiği gibi birkaç hafta evvel İsrael halkı 3’ncü defa sandık başına gitti. Sandıktan en büyük parti olarak Bibi’nin liderliğini yaptığı sağ LİKUD partisi çıksa da (36 sandalye) koalisyon ortaklığı yaptığı dinci partiler ile birlikte ancak 58 iskemle kazanabildiler. Oysa 120 sandalyeli Knesset’te çoğunluğu sağlayabilmeleri için 61 sandalye gerekli.

Gantz yönetimindeki KAHOL LAVAN partisi 33 sandalye kazanabildi.  Liderliğini bu partinin yaptığı sol blok da  çoğunluğu yakalayamadı.

Üçüncü büyük parti olan Araplar,  (bu seçimde oylarını arttırdılar-15 sandalye) her ne kadar sol blok ile hareket ediyorlarsa da elbette İsrael Halkı onlarla ile yapılacak bir koalisyonu istemiyor. İsrael böyle bir koalisyonu yapan lideri asla affetmez… (mi acaba?) Kaldı ki ikisi birlikte de koalisyonu yapamıyorlar. Yanlarına irili ufaklı bir sürü partiyi de almaları gerekli.

Bir de anahtar parti durumunda olan liderliğini Liberman’ın yaptığı ve son seçimlerde 7 sandalye kazanan İSRAEL BEYTENU partisi var. Biz, “ne dinci partilerle ne de Araplar’la koalisyon yapmayız” diyorlar. Esasında sağ eğilimli olan Liberman şahin bir politikacı olup yıllarca dinci partiler ve Bibi ile koalisyon yaptı. Ancak bir sene evvel dinci ailelerin hükümetten yardım almalarını ve askere gitmemelerini içine sindiremeyerek koalisyonu bozdu ve bu günkü kaosu yarattı.

Şimdi bu hafta  koronayla savaşa  rağmen Knesset’te kopan fırtınaya bir göz atalım.  Yeni seçimlerin akabinde bütçe, güvenlik, sağlık, eğitim, ve sosyal konularda komisyonların kurulması gerekiyor. Bu komisyonlar duruma göre incelemelerini yaparlar ve kanunları Knesset’e sunarlar…

2 Mart seçimlerinden sonra meclis başkanının ve komisyonların seçim sonuçlarına göre değişmesi gerekiyor. Liberman Araplarla birlikte hareket etmeyi kabul edince Gantz Araplar ve diğer partilerle de anlaşarak 61 oyu sağladı ve böylece komisyonlara kendi adamlarını getirmek için harekete geçtiler. Bibi 58 sandalyesi ile buna mani olmak istedi ve Meclis Başkanı biraz da koronayı bahane edip oylamayı başlatmadı.

Ancak yüksek mahkeme “demokrasiyi durdurmaya hakkın yok” diyerek emir verdi ve komisyonlar için koronaya rağmen oylandı.

En çok komisyon üyeliğini en büyük parti olan Bibi’nin LİKUD partisi aldı. Ancak Likud boykot ederek komisyonlardaki kendi sandalyelerini boş bıraktılar. Seçim sonuçlarına göre 61 sandalye ile çoğunluğu yakalayan sol blok partiler GÜVENLİK, MALİYE, EĞİTİM komisyonlarını aldılar. 3’ncü parti durumundaki Araplar, SAVUNMA VE DIŞ İŞLERİ komisyonlarında hakları olmasına rağmen üyelik talep etmediler. Buna karşılık bu güne kadar dinci partilerin olan SOSYAL YARDIM VE YAŞLILARIN RAFAHI ile ilgili komisyonları aldılar. Bu komisyonlar ilk defa dincilerden çıktı ve Araplara gitti.  Paranın dağılımı artık dincilerin elinde değil. Arapların elinde… Paranın dinciler yerine Araplara gitmesinin yolunu açan İsraeli seçmen acaba bu sonuçtan memnun kalacak mı? Beri Taraftan Arapların çoğu işçi.  Liberman’ın seçmenleri olan Rusların da çoğu aynı şekilde işçi.  Dolayısıyla sosyal komisyonların Arapların eline geçmesi tüm İsrael işçilerini ve bunun yanında çok uzun zaman maaşlarına zam alamayan emeklileri ve engellileri de memnun edebilir. Bakalım nasıl değişiklikler olacak? Bakalım Araplar bütün İsrael işçilerini, emeklilerini ve engellilerini memnun edebilecekler mi?

Araplar ayrıca Arap şehirlerindeki GÜVENLİK komisyonunu da aldılar.

Çarşamba günü (25.03.2020) meclis başkanlığı oylanacak ve Bibi’nin liderliğini yaptığı sağ blok büyük bir ihtimalle kaybedecek.

Hayırlısı olsun…

Aaron Baruch  (Ankaralı)  

21 Mart 2020 Cumartesi

BENİ YADIRGAYAN DOSTUMA CEVABIMDIR…









İsrael’de koalisyona girmek için Arapların istekleri:

1-Aliya kanunu kaldırılsın.
2-Eretz İsrael adı değiştirilsin.
3-Filistin tarafına 64 milyar şekel yardım.
4-Kipat Barzel bataryaları kaldırılsın.
5-Haar Abayit’e Yahudiler girmesin.
6-Yehuda Şemron (Batı Şeria) Araplara terk edilsin.

Bu LEŞ KARGALARININ  (Arapları kastediyorum, kimse yanlış anladım demesin) yukarıdaki isteklerini kabul edip onlarla koalisyon yapmak ne demek? Verin heriflere memleketin tapusunu, daha iyi.

Sağcısı, solcusu, dindarı, ateisti, hepsini kucaklayabilirim. Hep birlikte bu memlekette yaşayabiliriz. Elbette bir siyasi görüşüm var. Ama çoğunluk ne derse o olur. Demokrasi böyle bir şey…

Ancaaaak, “beni yadırgayan dostum”
Birlik olunması gereken bu olağanüstü durumda, hala sosyal ağlardan en seviyesiz sözlerle sağ-sol muhabbeti yapanları yadırgıyorum… Bir İsrael var, el ele verelim”  
derken benim bu LEŞ KARGALARNI kucaklamamı mı bekliyorsun?

Sana soruyorum “beni yadırgayan dostum”:

Sen Arapların öldürdüğü oğlunun resmini Arap Milletvekili Ahmet Tibi’ye gösteren anneye, zafer işareti yapan bu Arabı mı kucaklıyorsun?
Açık ve net cevap gerekli, evet ya da hayır…

LEŞ KARGALARININ yukarıda sıraladıkları istekleri kabul edip sindirebilecek misin?
Açık ve net cevap gerekli, evet ya da hayır…

Sen bu LEŞ KARGALARINI kucaklamaya hazır mısın? Sen bunlarla mı birlik beraberlik olmalıyız diyorsun?
Açık ve net cevap gerekli, evet ya da hayır…

Bak burayı iyi oku “beni yadırgayan dostum”:

İsrael YAHUDİLERİN ÜLKESİDİR. Yahudi Ulus Kanunu (hok aneum) der ki:

1- TEMEL İLKELER
A- İSRAEL DEVLETİ Yahudi milletinin tarihi vatanıdır. İsrail Devleti de bu vatanda kurulmuştur.
B- İSRAEL DEVLETİ Yahudilerin milli ULUS DEVLETİDİR. Ve burada da kendi doğal, kültürel, dini ve tarihi haklarını kendi kaderini tayin hakkını gerçekleştirir.
C- İsrail Devleti'nde ulusal kaderini tayin hakkının gerçekleşmesi YAHUDİ HALKINA ÖZGÜDÜR...

Ben dibine kadar siyonistim. Araplar “bu kafada devam ettikçe” benim dostum değildir. Düşmanımın dostu da benim düşmanımdır… Demokrasi adına yeteri kadar eğildim. Daha fazla eğilirsem kırılırım.  Ben yaşadığım memleketin iktidarında Araplar olsun diye Aliya yapmadım. Ben doğduğum memleketi bu LEŞ KARGALARI için terk etmedim.

Ben buyum... Fazlası elimden gelmez...

Ve sen “beni yadırgayan dostum” tarafını seç. Yukarıdaki sorularıma cevap ver, rengini belli et…

Coranasız günler inşallah…
Esen kal…

AM İSRAEL HAY…

Aaron Baruch (Ankaralı)

14 Mart 2020 Cumartesi

CORONA CORONA…









İsrael’de gündem CORONA… Dünyanın büyük bir bölümünde de en çok konuşulan konunun bu olduğunu varsayabiliriz. 

Geçen akşam Başbakan Netanyahu halka hitaben bir konuşma yaptı. Hastalığın çok hızlı yayıldığını, örnek olarak bir kişinin 4 kişiye, 4 kişinin 16 kişiye bulaştırdığını dile getirdi. Beni en çok etkileyen, konuşması sırasında neredeyse panik diyebileceğim hali ve son derece moralsiz oluşuydu. Hele bir de sağlık bakanını görünce gerçekten ben de endişelendim. Adama bakıp da endişelenmemek elde değil...

Başbakan Netanyahu konuşmasına başlamadan gazetecilere “ayrılın, biri birinize yakın oturmayın” diyerek uyarıda bulundu. Basın toplantısında ellerin yıkanması, kişilerin biri birine 2 metreden daha çok yaklaşmaması tedbirleri öne çıktı. Netanyahu İsrael’de  “ACİL DURUM HÜKÜMETİ”  kurulması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Önlemler arasında hastalandıkları konusunda şüpheye düşenlerin ne yapması gerektiği anlatılıyor. Devlet 2 bin suni solunum cihazını acil olarak satın aldı.

Sonuçta İsrael’de durum iç açıcı değil. Hükümet, okulları Pesah çıkışı olan 16 Nisan’a kadar kapattı. Yalnız yuvalar henüz kapanmadı. Bu konuda çalışmalar yapıldığı ve en kısa bir zamanda karar açıklanacağını işittik. Yuvaları kapatmak kolay değil. Yuvalar kapanırsa anneler eve çakılacak. Ne büyük bir iş gücü kaybı…

Spor müsabakaları seyircisiz oynanıyor. Konser tiyatro sinema gibi toplu halkın bulunduğu etkinlikler belirli bir tarihe kadar iptal edildi. Toplantılar ve düğünler için de aynı şey söz konusu. Ancak Bet Din “düğünleri yapın ancak eğlencesini erteleyin” diyor… Otobüslerde şoförün arkasına oturmak yasaklandı. Sokaklarda maskeli ve eldivenli insanlara rastlanıyor ama tek tük…

Bazı şirketler çalışanlarına “evden çalışın” dedi.  Özellikle iş yerlerinde bilgisayarları ile çalışanlar bunu denemeye başladılar.

Şimdi İsrael’in tümünün birkaç hafta süresince kapatılması düşünülüyor. Yalnız sağlık kuruluşları, eczaneler ve marketler açık olacak. Karar henüz açıklanmadı. Ancak bu olursa küçük esnaf için tam bir yıkım. Çalışanlar bu süre zarfında izinli sayılacaklar. Ancak ücretli mi, ücretsiz mi? İsrael gibi bir ülkede çalışanların tencerede pişirip kapağında yediği düşünüldüğünde bu kararın pek çok insanı çok olumsuz etkileyeceği kaçınılmaz…

Pek çok ülkeye uçuşlar durduruldu. Özellikle salgının devam ettiği ülkelerden gelenler derhal ev karantinasına alınıyorlar. İsrael’de on binlerce kişi ev karantinasında. Polis bu kişileri takip edebildiği kadar izliyor. 25 kişi hakkında yasal soruşturma açıldı.

Anlayacağınız İsrael kapandı, daha da kapanıyor, hatta daha da çok kapanacak gibi gözüküyor. Ancak bana göre 10 gün geç kalındı. Seçimler dolayısıyla hükümet acil kararları hızla alamadı. Durum çok daha kötüye gidebilir. Almanya başbakanı Merkel Alman halkının % 70’ine bu illetin bulaşabileceğini açıklaması sözün bittiği son yer. İster istemez tarihe bakarak bir kıyaslanma yapmaya kalkıyor insan 1918 - 1920 yılları arasında İspanyol Gribi tam 50 milyon can almıştı…

Gelelim bu işin ekonomik boyutlarına, bankalar özellikle leesing ödemelerini üç ay ertelemeyi test ediyorlar. Belki devlet yardım ederse bunu yapabilirler ve çok iyi olur. Bu arada 1000 işçisini işten çıkartan İsrael’in hava yolları EL AL devletten 700 milyon dolar yardım istedi. Oteller bütün müşterilerini boşaltıyorlar ve personellerine mecburi izin veriyorlar. Özellikle YAM AMELAH otelleri tamamen boşaltıldı ve bölge sessizliğe büründü. Amerika dolarına karşı 3.40 – 3.45 bandında hareket eden Şekel, şu sıralarda 3.65 – 3.70 bandında devam ediyor. İsraelin doğal gazını işleten 2 büyük şirket, petrol fiyatlarındaki düşüşten dolayı iflasın eşiğinde…

İsrael’in Arapları da zor durumda. Arap şehri Bet Lehem giriş ve çıkışa kapatıldı. Gazze sınırı ise yeni bir karara kadar tamamen kapandı. Batı Şeri’adan giriş ve çıkışlar son derece kısıtlı… Bu arada İsrael Gazze’ye Corona test kitleri gönderiyor.  Yarın bu köpekler bize roket atarak borçlarını ödeyeceklerdir…

Halk arasında pek panik yok. Eczanelerde maske ve alkojel sıkıntısı var ama birinde yoksa diğerinde var. Fiyatlar elbette ikiye katladı. Kolonya sorunumuz yok. İsrael halkı kolonya nedir bilmez, tanımaz… Yalnız Türk asıllı olanlar kolonya ile ilgilenir. Bat Yam’da bir firma açık kolonya satıyordu, bilmem hala devam ediyor mu? Marketlere öyle büyük bir saldırı, izdiham yok. Yer yer var diye işitiyorum ama ben Netanya’da bunu gözlemlemedim. Ancak birazcık makarna reyonlarında alışılagelmemiş görüntülere şahit oldum.

Bu kadar iç kararttıktan sonra iyi haberlere gelelim. İki hastamız çok ağırdı. Durumlarında düzelme var ve artık kendi kendilerine nefes alabiliyorlar. İyileşen 3 hastamız taburcu edildi. Ve henüz İsrael hiçbir vatandaşını bu hastalık dolayısıyla kaybetmedi. 120 – 130 civarında onaylanmış hastamız var.

Basın İsrael doktorlarının hastalığa çare olacak aşı ilaç her neyse geliştirdiğini yazıyor. Ancak denemelerin yapılması vakit alacak. Yeteri kadar denemeden sırf para hırsıyla 1960 larda Alman Nazi köpek doktorların piyasaya sürdüğü THALIDOMIDE etkin maddeli ilacın (CONTERGAN) sakat bıraktığı on binlerce çocuk unutulmadı ve kim bilir kaç anne yavrusundan oldu? Onun için gereken dersler alınmıştır ve bir ilacın piyasaya sürülmeden evvel defalarca test edilmesi gerekir.

Sonuçta bu belayı da atlatacağız inşallah, ancak gözüken odur ki bir bedel ödeyeceğiz. Yaradan inşallah yardımcımız olsun ve bu bedeli can ya da Allah korusun, canlarla ödemeyelim… Bunu da aşarız, biz Yahudiler denizleri bile yarıp engelleri aştık, bunu da geçeriz…

Tanrım hepimizi korusun…
Esen kalın…

Aaron Baruch  (Ankaralı)