5 Aralık 2020 Cumartesi

SEN KORONA AŞISI OLACAK MISIN?

 





“Aşı hazır, hadi gel senden başlayacağız deseler ne yaparsın?”

Acaba bu soruyu koronadan kurtulmuş, hatta yoğun bakımda 15-20 gün yatmış birisine mi sormalı…

İnsan bir anda cevap veremiyor değil mi? Hani şimdiye kadar “hele bir bulsunlar da bakarız,” diye bu soruyu cevaplamaktan kaçtık. Ama tünelin ucunda ışık gözüktü, artık aşının kullanıma sunulması için haftalar var gibi…

Önce bu soruya cevap vermek için bilgi sahibi olmak gerektiği kanaatindeyim. Öyle ya bilmeden, okumadan, anlamadan bu vücuduma zerk edecekleri bu aşının ne olduğunu öğrenmek gerek, değil mi? Korkarız elbette, çünkü insan bilmediği şeyden korkar.

Bu aşı ne kadar güvenli, yan etkileri neler, peki ya onay alındı mı, kim onaylamalı, nerede saklanacak, önce kimlere tatbik edilecek, hangi şirketin aşısı daha güvenli, nasıl dağıtılalacak, bu işin parasal boyutu ne, sonra kaç doz yapılacak bu aşı, çok bilinmeyen var. Kapıyı aralayalım bakalım, nelerle karşılaşacağız…

AŞI NEDİR?

Aşı hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak amacıyla insan vücuduna verilen, zayıflatılmış hastalık etkeninin parçaları veya salgılarından oluşan çözeltidir.

Mikropların veya virüslerin oluşturdukları hastalıklara karşı vücudumuzun bağışıklık sistemi ürettiği antikorlarla karşı koyar.  Bağışıklık sistemimiz, zayıflatılmış hastalık etkenini önceden tanırsa, ona göre antikor üretir ve gerçek mikrop veya virüs kaptığımızda daha hastalık yaratmasına fırsat vermeden onu yok eder. İşte genel çizgileriyle aşı buymuş…

Bu prensiplerle üretilmiş aşılar sayesinde çiçek hastalığını dünyadan sildik, çocuk felci belasını yok ettik, veremi yendik ve daha nice insanlık düşmanını bertaraf ettik.

Artık düşman da bilinçlendi, daha kuvvetli, daha zor yenilen mikroplar ve virüsler üretiyor. 100 sene evvelki İspanyol gribine insanlık 50 milyon kurban verdi.

Ama bu sefer öyle olmadı. Eskiden aşıların üretilmesi yıllarca sürerdi. Bu pandemide her şey ışık hızıyla ilerledi ve senesi dolmadan aşı hazır oldu. Yine de korona bir buçuk milyon cana mal oldu. Daha da bakalım sonuna kadar kaç hayat sönecek.

HANGİ KURULUŞLAR İPİ GÖĞÜSLEDİ?

Aşıyı geliştirmek için yüzlerce kuruluş gecesini gündüzüne katıp çalıştı. Bu kuruluşlardan pek çoğu başarılı oldu veya olmak üzere. Ben en önde gelen dört kuruluşu ele almaya çalıştım. Bunlar sırasıyla:  

1-    Pfizer / BioNtech – Çok uluslu Amerikan şirketi.

2-    Moderna – American Biotechnology Co.

3-    Gamelya – Rus Tıbbi Araştırma enstitüsü

4-    Oxford – Oxford Üniversitesi, İngiltere

BU AŞILARIN ETKİ YÜZDELERİ NASIL?

1-    Pfizer / BioNtech – % 95

2-    Moderna – % 95

3-    Gamelya – % 92

4-    Oxford – % 70

AŞILARA HANGİ MAKAMLAR ONAY VERİYOR?

Dünyada bir ilaca ya da aşıya küresel anlamda onay veren iki büyük kuruluş var. Birincisi FDA (ABD Gıda ve İlaç dairesi) ikincisi ise EMA (Avrupa İlaç Ajansı)

Pfizer ve Moderna acil kaydıyla bu iki kuruluşa baş vurdu. Kuruluşlar her iki firmanın müracaatını bu hafta acil olarak değerlendirecekler. Neticenin çok çabuk alınacağını ve sonuçların olumlu olacağı varsayılıyor. Ayrıca her ülkenin kendi onay mercii bulunuyor.

İngiltere’de herhangi ilaca veya aşıya onayı, İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurulu (MHRA) adlı denetleyici kuruluş veriyor.

Türkiye’de ise Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz kurumu (TİTCK) ilaç tıbbi cihaz ve aşıların standartlara uygunluğunu belirliyor.

BU AŞILARIN BİRİBİRİLERİNDEN FARKLARI NELER?

Bu dört kuruluşun ürettiği aşılar iki ayrı sistemle yapıldı.

1-mRNA: Bilim insanları korona virüsünün yalnız genetik kodlarını alıyor (mRNA) ve insan hücrelerine girebilmesi için yağ ile kaplıyor. Yağ ile kaplanmış bu hücrelere insana aşı olarak enjekte ediliyor.

Bir insan hücresi, bünyesindeki mRNA'nın kendisine mi ait olduğunu, yoksa yabancı bir mRNA mı olduğunu ayırt edemez. Vücudumuzdaki hücreler virüsün mRNA’ sını okuyarak çoğalmaya başlarlar.  Yani korona virüslerine dönüşürler. Ancak bu virüsler geri kalan kısımları olmaksızın hiçbir işe yaramaz; insanı hasta edemez, tamamen anlamsız bir şekilde hücre içerisinde veya dışarısında süzülürler. Ancak savunma hücreleri bu proteinleri gördüğü anda, "yabancı madde" olarak algılar ve antikor üretmeye başlar. Vücudumuzun bağışıklık sistemi artık bu bela virüsü tanımıştır. Gerçek virüs bulaştığında çoğalmasına fırsat vermeden onu yok eder. RNA aşıları kısa zamanda daha fazla üretim yapılabilmesine olanak sağlayacak bir teknolojiye sahip.

RNA aşıları 21.Yüzyılda başarılabildi. Bir tıp mühendisliği çalışmasıdır. Yalnız korona aşında değil pek çok alanda da insan sağlığı için bir umut kapısıdır.

BioNtech ve Moderna aşıları mRNA tabanlıdır.

2- Viral Vektör: Geleneksel metottur.  Aşılarda enfeksiyona sebep olan virüsler, zayıflatılarak ya da etkisizleştirilerek vücuda enjekte ediliyor, böylelikle vücut, kendisine zarar veremeyecek hale gelen virüse karşı bağışıklık kazanmayı öğreniyor.

Viral vektör aşılarında da yine gen teknolojisi kullanılarak, virüsün taşıdığı genetik materyalin bir kısmı, başka bir zayıf bir virüsün içine yerleştiriliyor ve vücuda enjekte ediliyor. Hasta etme kapasitesi olmayan bu zayıf virüsler vücudumuzun ürettiği antikorlarla yok ediliyor ve böylece antikorlarımız virüsü tanımış oluyor. Gerçek virüs bulaştığında bizi hasta edecek sayıya ulaşmadan antikorlarımız tarafından yok ediliyor.

Bu aşıların hammadde gereksinimi çok olduğunda mRNA tabanlı aşılara göre daha zor bir imalat süreci vardır.

Oxford ve Gamelya aşıları da viral vektör tabanlı aşılardır.

AŞININ GÜVENLİ OLDUĞUNA İTİMAT EDEBİLİR MİYİZ?

Aşının güvenliği ile ilgili denemeler, önce hücre düzeyinde, sonra da hayvanlar üzerinde laboratuvarlarda başlar. Ardından insanlarda denenir. Testin temel ilkesi küçük bir grupla başlayıp aşının güvenliği ile ilgili, bir endişe olmaması halinde bir sonraki aşamaya geçmektir.

Laboratuvar testlerinde güvenlikle ilgili bir sorun çıkmadığında bilim insanları aşının veya tedavinin ne derece etkili olduğunu denemeye başlıyorlar.

Bu aşamada çok sayılı gönüllü üzerinde deneme yapmak gerekiyor. Gönüllü deneklerin yarısına aşı, yarısına ise hiçbir etkisi olmayan plasebo uygulanıyor. Araştırmacılar ve denekler kendilerine ne verildiğini bilmiyorlar. Elde edilen tüm veriler kontrol edilip bağımsız gözlemcilerle denetleniyor.  Korona aşısı denemeleri süreci çok hızlı işlemiş olsa da bu aşamaların hiçbiri atlanmadı ve tam olarak gereği yerine getirilerek bağımsız komiserler tarafından denetlendi.

Binlerce denekten sadece birisi hayatını kaybetti. Oxford aşısının denemeleri bu yüzden askıya alındı. Ancak deneğin başka bir sebepten öldüğü anlaşıcınca denemeler yeniden başladı.

AŞILAR NEREDE SAKLANACAK?

Bir başka sıkıntı da aşıların nerelerde muhafaza edilmesiyle ilgilidir. Bu konuda en büyük sıkıntı Pfizer’in ürettiği aşıda yaşanmakta. Bu aşı -70 Santigrat derecede 6 ay saklanabiliyor.

Milyonlarca doz aşıyı böylesine özel bir ortamda saklayabilecek alt yapı neredeyse hiçbir ülkede yok.

Pfizer’in ürettiği aşılar -4 Santigrat derecede sadece 5 gün dayanabiliyor.

Moderna’nın ürettiği aşılar ise -20 Santigrat derecede  6 ay, -4 Santigrad derecede ise 30 gün dayanabiliyor.

Gamelya ve Oxfard aşıları ise -4 Santigrad derecede 6 ay dayanabiliyorlar.








AŞININ FİYATI NE KADAR?

1-    Pfizer / BioNtech –  20 dolar

2-    MODERNA – 33 dolar

3-    Gamelya –  10 dolar

4-    Oxford – 4 dolar

HANGİ, AŞI KAÇ DOZ OLARAK TATBİK EDİLECEK?

Yukarıda sözünü ettiğimiz bütün aşılar 2 doz olarak tatbik edilecek. Yani 4 milyon doz aşı ile 2 milyon ansan aşılanabilecek. İkinci doz birincisinde 28 gün sonra yapılacak.

Bugüne kadar bilinen tek doz tatbik edilebilecek tek aşı İsrail malı BRILIFE aşısıdır. Bu aşı henüz birinci fazda olup muhtemelen 2021 yılının Nisan ayında kullanıma hazır olacaktır.

HANGİ ÜLKE NE KADAR AŞI SİPARİŞ ETTİ?

İngiltere, geçtiğimiz çarşamba günü FDA ve EMA onayını beklemeden genel kullanım için aşıya ulusal onay veren ilk ülke oldu ve aşının önümüzdeki hafta piyasaya sürüleceğini açıkladı.

İngiltere Pfizer-BioNtech’in ürettiği korona aşısını ilk uygulayan ülke olma yolunda.

Birleşik krallık  Pfizer-BioNtech’in üretti aşıdan 40 milyon, Moderna aşısında 5 milyon ve kendi öz malı Oxford aşısından 100 milyon, yani toplam 145 milyon doz aşı sipariş etmiş bulunuyor.

İsrail, aşılama çalışmalarına başladı. Sağlık bakanlığı sağlık kuruluşlarına günde 80 bin kişiyi aşılamak için hazırlık yapmalarını bildirdi.

İsrail kanal 12 televizyonu aşıların gelecek hafta gelmeye başlayabileceğini, fakat kullanım içim FDA onayının bekleneceğini açıkladı.

İsrail -70 Santigrat derecede saklanması gereken mRNA tabanlı Pfizer-BioNtech  veya Moderna aşısı için gerekli alt yapıya sahip ender ülkelerden biri.

İsrail 03.12.2020 Cuma günü Moderna ile 6 milyon doz aşı alımı için anlaşmayı imzaladı. Bilindiği gibi İsrail aylar evvel Moderna’ya avans olarak ciddi bir miktar ödeme yapmıştı.

Haber Türk’ün bildirdiğine göre ayrıca İsrail başbakanı Netanyahu düzenlediği basın toplantısında korona aşısı satın almak için Pfizer-BioNtech ile 8 milyon dozluk bir anlaşma imzaladığını bildirdi. Aşılar 2021 Ocak ayından itibaren İsrail’e gelmeye başlayacak.

Türkiye’de ise durumular karışık.

  • BBC Türkçe'ye konuşan halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, Covid-19'a karşı aşı ile toplum bağışıklığının oluşabilmesi için nüfusun en az yüzde 67'sinin aşılanması gerektiğini ve bu hesapla Türkiye'de yaklaşık 40-50 milyon kişinin aşı olması gerektiğini aktarıyor.
  • Pala'ya göre, iki doz kullanılması gerektiği açıklanan Covid-19 aşıları için Türkiye'nin 80 ila 100 milyon doz aşı alımını yapması gerekecek.
  • Sayın Sağlık Bakanı yakın zamanda Meclis'te yaptığı açıklamada bu yıl ancak 600 bin kişinin gribe karşı aşılanabildiğini söyledi. Oysa Türkiye'de risk grubunda bulunan en az 29 milyon kişinin aşılanması gerekiyordu.”
  • “Covid-19 aşısının ekonomik olarak elde edilebilirliğinin yanında bu aşıların saklanma ve dağıtma koşulları gibi sorunlar da eklendiğinde Türkiye'nin bunun altından kalkıp kalmayacağı tartışma konusudur.”
  • Pala, Türkiye'de 2021 yılının ilk 6 ayı içinde, ihtiyacı olan seviyede aşıyı temin edemeyeceğini öngörüyor:
  • “Buna ekonomik bir kaynak aktarsanız, dağıtımını yapabilecek alt yapıyı da sağlasanız bile Türkiye bu 100 milyon doz aşıyı ne kadar zamanda sağlayabilir? Çünkü her iki şirket de şu ana kadar yaptıkları açıklamalarda ön siparişlerle bu aşıların yüzde 80-90'ını şimdiden bazı ülkelere sattıklarını açıkladı.”
  • 15 Eylül'den bu yana faz üç çalışmaları süren Çin menşeli Sinovac aşısı ise dün itibariyle sağlık çalışanlarından sonra gönüllü vatandaşlar üzerinde de uygulanmaya başlandı.
  • Sağlık Bakanlığı, Sinovac aşısının bugüne kadar 726 gönüllü sağlık çalışanı üzerinde uygulandığını ve güvenlilik verileri olumlu değerlendirildiği için aşı denemelerinin vatandaşlara açıldığını duyurdu.
  • Aşının toplamda 12 bin 450 gönüllü üzerinde uygulanması planlanıyor.
  • Şirketlerin faz çalışmalarını Türkiye'de sürdürüyor olması, Türkiye'nin bu aşılarını satın alıp almayacağı ya da ne kadar doz satın alabileceği konusunda belirleyici değil.
  • Bunun için öncelikle şirketler ve ülkeler arasında mali sözleşmelerin yapılması gerekiyor.
  • Şu ana dek bilinen hiçbir sözleşmede Türkiye'nin adı geçmemişti ancak Fahrettin Koca 19 Kasım'da yaptığı açıklamada, Çin menşeli Sinovac aşısı için sözleşmelerin “bir-iki gün” içerisinde imzalanacağını söyledi.
  • Türkiye'de gerçekleştirilen faz çalışmalarından sorumlu Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal, aşı satın alma yetkisinin ulusal bir karar olduğunu ve ancak Sağlık Bakanlığı yetkililerince önerebileceğini söylüyor:
  • Kısa sürede daha çok kişiye ulaşmak ve aşının farklı ırklardan kişilerdeki etkisini görmek için faz çalışmaları ne kadar çok ülkede yapılırsa o kadar iyidir. Ancak Biontech ve Sinovac aşılarının faz çalışmaları Türkiye'de yapılması, Türkiye'nin bu aşıların satın alınacağı anlamına gelmez, bu karar Sağlık Bakanlığı yetkililerince önerilir. Örneğin Japonya, Biontech aşısını alacağını açıkladı ama Japonya'da aşının faz çalışması yapılmamıştı.”
  • Hacettepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Murat Akova ise, “Baştan istediğiniz kadar parasını vermiş olun, başlangıçtaki aşıların hepsi ne Amerika'ya ne Avrupa'ya ancak yeter” diyor:
  • “Türkiye'de aşı satın alım aşamasında ne olup bitiyor, bilmiyoruz. Ancak Sinovac'ın Türkiye'deki çalışması Sağlık Bakanlığı'nın yan kuruluşu olan Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından destekleniyor ve kısmi bir bütçe sağlandı.”
  • "Aşıların farklı fiyatları, farklı üretim şekilleri olacak. Dolayısıyla her ülke ona göre bir strateji belirleyecek. Öncelikli gruplar belirlenecek, mevcut stoklar kullanılacak. Ondan sonra diğer kişiler aşılanmaya başlayacak. Neresinden bakarsanız bakın, 2021'in sonundan önce pek rahatlama gözükmüyor."
  • Covid-19 aşısının Türkiye'ye ne zaman geleceği ve nasıl uygulanacağına ilişkin detaylar çarşamba günü Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın düzenlediği basın toplantısında ele alındı.
  • Koca, Çin merkezli Sinovac firması tarafından üretilen Covid-19 aşısından 50 milyon dozun satın alınması için anlaşıldığını açıkladı.
  • Aşının vatandaşlara ücretsiz uygulanacağını söyleyen Koca, aralık-ocak-şubat ayları gibi aşının getirilmesi için sözleşme yapıldığını aktardı:
  • "Aralık ayında asgari 10 milyon olmak üzere 20 milyon hedefliyoruz. Ocak ayında 20 milyonda sorun yok. 50 milyon doz için sözleşme imzalandı."
  • Diğer ülkelerle de görüşmeler sürüyor
  • Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, üç farklı Covid-19 aşısının temin edilmesine yakın olunduğunu ve bu aşıların vatandaşlara uygulanabilmesi için gerekli lojistik ve altyapı imkanlarının hazır olduğunu söylüyor.
  • Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Çin menşeli Sinovac şirketi ile 10 milyon doz CoronaVac aşısı için sözleşme imzaladığını, Pfizer ve BioNTech aşısı için ise şirketle Aralık ayında 1 milyon doz, daha sonra 25 milyon doz aşı olmak üzere görüşmelerin sürdüğü açıkladı.
  • Bakanın bahsettiği üçüncü aşı ise Türkiye'de üretiliyor ve henüz Faz 1 çalışmaları devam ediyor.
  • Bakan Koca Çarşamba günü yaptığı yazılı açıklamada, sözleşme yapılan Sinovac aşısının ilk kısmının Türkiye'ye 11 Aralık'tan sonra gelmesinin beklendiğini söylüyor:
  • "Şu anda teminine en yakın olduğumuz üç aşıdan birisi olan, sözleşme imzaladığımız aşı ile ülkemizde geliştirilen aşılardan ilk klinik çalışmalara ulaşan aşı "inaktif" diye bilinen aşılardır. İnaktif aşılar, farklı hastalıklar için uzun yıllardır ülkemizde uygulanmakta olan ve uzun dönem güvenlilikleri bilinen aşılardır."
  • Pfizer ve Biontech aşısı hakkında ise "Temin etmek üzere olduğumuz diğer aşı ise mRNA aşısıdır ve genetik yoldan etki eden ve daha kısa sürede üretilebilen bir aşıdır. mRNA aşıları insanlarda yeni uygulanan bir teknoloji ile hazırlanmaktadır. Çalışmalarda kısa dönem başarılı sonuçlar alınmıştır" diyor.
  • Koca, aşıların temini sonrasında vatandaşlara uygulanabilmesi için lojistik ve altyapı imkanlarının hazır olduğunu kaydediyor.

 

Ne diyelim, hayırlı olsun, sonunda zombilere dönmeyelim de….

 

Bu yazımı anlattıklarıyla beni ağlatan, Azrail’e külahını ters giydirip cehennemden firar eden can dostum, kan kardeşim, eski toprak Erol (Elyo) Muraben ve kanatsız 



melek karısı canım Mati Muraben için yazdım. Esen kalın, sağlıklı kalın kardeşlerim,  daha bu dünyada işimiz var…

 

 

Sevgiyle kalın…

Aaron Baruch (Ankaralı)

Kaynakça :

Haberci : Pfizer’in aşısı FDA onayına sunuldu – Haberci TV

BBC News - Koronavirüs aşısı için yarış: Aşı siparişlerinde hangi ülke ne durumda? - BBC News Türkçe

TRT Haber - İsrail COVID-19 aşısı için Pfizer ile anlaşma imzaladı (trthaber.com)

THE TIMES OF ISRAEL - Israel may get 4 million COVID shots this month, start vaccinating -- reports | The Times of Israel

Anadolu  Ajansı - İsrail, Kovid-19 aşısı almak için ABD'li firmayla anlaştı

Sözcü - Corona aşısı bu dolaplarda saklanacak - Sağlık son dakika haberler (sozcu.com.tr)

YNet - ישראל חתמה עם "מודרנה" על תוספת למנות החיסונים נגד קורונה (ynet.co.il)

Walla News - פייזר: בגלל מחסור בחומרים, נייצר השנה רק חצי מהחיסונים - וואלה! חדשות (walla.co.il)

Walla News - במינוס 70 מעלות: המקפיאים שיאחסנו את החיסונים של פייזר - וואלה! חדשות (walla.co.il)

Evrensel - mRNA aşısı nedir, nasıl geliştiriliyor? mRNA aşısı genlerimizi değiştirebilir mi? - Evrensel


27 Kasım 2020 Cuma

2000 YILDAN SONRA BİRKAÇ SAAT DAHA GEREKLİYDİ…

 





 

Guatemala delegesi ayağa kalktığında seyircilerin bulunduğu yerden tiz bir çığlık yükseldi. 2000 yıllık eski acıların çığlığıydı bu ve en az o kadar eski bir İbranice ile söylenmişti...

 

"Anu  HaSem  hoşia   na !  “Tanrım, kurtar bizi”

 

Filistin’de bir Yahudi devleti kurulup kurulmaması ile ilgili oylama 26 Kasım 1947 günü öğleden sonra yapılacaktı. Yani neredeyse tam 73 yıl evvel bugün. Ancak yapılmadı. Efsanevi Yahudiler o oylamayı engellediler. Çünkü sonucun Yahudilerin aleyhine çıkması pek muhtemeldi.

Bu muhteşem hikâyeyi daha evvel de yazdım. Ancak doğum günü sayılabilecek bugün tekrar yazmak istedim. O günü tekrar yaşayabilmek, hissedebilmek, penceremden Akdeniz’e bakıp “gördünüz mü neler yaptık” diye haykırmak istedim.  

Olur ya belki okumayanlar kalmıştır, belki çocuklarına gençlere okutmak isteyenler olabilir, en iyisi ben bir daha yazayım dedim kendi kendime…

İsrail’in inanılmaz başarısının başlangıç noktası diyebileceğimiz pek çok olay vardır. Bu da onlardan biridir işte…

 

1947 yılında Filistin’de İngiliz mandası sona ermek üzereydi. Bu topraklarda bir Yahudi devleti ile Araplar arasında paylaştırılması projesi vardı ve bu Birleşmiş Milletlerde oylanacaktı.

Filistin’in Yahudiler ve Araplar arasında paylaştırılması için en çok çaba gösteren Amerika'ydı. Dünyanın en önemli ve en etkili Yahudi cemaatinin oy baskısına kayıtsız kalamayan pek çok Amerikalı siyaset adamı Filistin’e Yahudi göçünün engellenmemesi ve bir Yahudi devleti kurulması için ateşli bir kampanya yürütmekteydi.

Öte yandan o Amerika 1946 yılında gaz odalarından kurtulan sadece 4767 Yahudi göçmeni kabul ederek iki yüzlülüğünü gösterecekti.  Yani Exodüs gemisindeki göçmenler kadar ve bu sayıyı arttırmaya hiç niyetleri yoktu.

Sonunda Yahudi sorumlular 26 Kasım 1947  Çarşamba günü oylamaya 6 saat kala çarpıcı gerçekle karşı karşıya kaldılar. Her olumsuz oya karşılık 2 “evet” oyu gerekliydi. Son sayım acı bir gerçeği ortaya çıkardı. Önceden kararlaştırıldığı gibi oylama  o gün öğleden sonra yapılırsa bir Yahudi devletinin kurulması kesinlikle tehlikeye düşüyordu.

Moshe Sharett (*)   arkadaşlarına “birkaç saate daha ihtiyacımız var” dedi. “Eğer bu saatleri kazanamazsak belki de bütün çabalarımız boşa gidecek.”

Moshe durumun pamuk ipliğine olduğunun farkındaydı.  Kesinlikle kritik   o birkaç oyu kurtarmak için zamana ihtiyaç vardı. 2000 yıldan sonra birkaç saat, sadece birkaç saat daha gerekliydi.

Yahudi ajansının üyeleri bunun için çok eski bir parlamento oyununa müracaat ettiler. Yahudi davasına yardım eden bütün delegelere koştular.

Birleşmiş Milletler yeni kurulmuştu (24 Ekim 1945) ve yalnızca 54 üyesi bulunmaktaydı. Toplantılar, New-York'ta eski bir patinaj salonunda yapılıyordu... İsrail için yardımcı olmak isteyen delegeler plan uyarınca oylama başlamadan hemen evvel teker teker söz almaya başladılar.

Oylamaya bir türlü geçilemiyordu. Arap delegeler durumu fark ettiklerinde iş işten geçmişti. Kürsü işgal edilmişti Arapların sert protestoları sonuçsuz kaldı. Bu ani söylev maratonu karşısında   başkan, mecburen oylamayı bir sonraki oturuma, yani ertesi güne bırakmak zorunda kaldı.

 Ama şu kadere bakın ki ertesi gün Amerikalıların büyük bayramlarından Thanksgiving Day’di, yani şu bizim bildiğimiz şükran günü. Amerika 2 gün boyunca kapalıydı. Oylama 29 Kasım Cumartesi gününe kalmıştı. Kadere bakın ki bir Yahudi devletinin kurulmasına bir Sahbbat günü karar verildi.

Moshe ve arkadaşları teker teker bütün ülkeler ve olasılıklar hesap ettiler ve olumsuz oy kullanma eğiliminde olan dört hedef ülke belirlendi. Bu olumsuz oylar muhakkak olumluya çevrilmesi gerekiyordu. 4 hedef ülke...

Yunanistan, Liberya, Haiti ve Filipinler...

 Amerikalı Siyonistler bütün güçleriyle yardımcı oldular...Parlamento üyesi Emmanuel  başkan Truman'a bir telgraf çekip “Yunanistan gibi direnen ülkelerin yola getirilmesini”  istedi.

Yüksek mahkeme yargıçlarından ikisi, Filipinler başkanına çektikleri telgrafta, eğer olumsuz oy kullanırlarsa, ülkesinin, milyonlarca Amerikalı dost ve taraftarı kaybedeceğini bildirdiler.

Siyonist ajanlar Haiti   delegesini Harlem'de kovalamaya başladılar.  Buldular da hatta

ikna da ettiler. (Ama nasıl olduğunu kitap yazmıyor…)

 Harvey S. Fristone Jr.   Liberya Cumhuriyeti başkanına eğer tutumunu değiştirmeyip olumsuz oy kullandığı takdirde, ülkenin en büyük kauçuk firmasının, Filipinler’i boykota başlayacağını bildirdi. Liberya delegesi “çok yüksek ulusal çıkarlar” nedeniyle fikrini değiştirecekti.

Oylama 29 Kasım 1947 Cumartesi günü yapıldı. İlk oyu Guatemala delegesi kullandı...

Sonuç: 33 kabul, 10 ret, 10 çekimser. 1 üye, Siam oylamaya katılmadı. Çünkü ülkede darbe olmuştu ve askeri rejimin tercihi bilinmiyordu.

“Evet" diyenler: ABD, Avustralya, Belçika, Bolivya, Brezilya, Belarus Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Kanada, Kosta Rika, Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Ekvator, Fransa, Guatemala, Haiti, İzlanda, Liberya, Lüksemburg, Hollanda, Yeni Zelanda, Nikaragua, Norveç, Panama, Paraguay, Peru, Filipinler, Polonya Halk Cumhuriyeti, İsveç, Çekoslovakya, Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Güney Afrika Birliği, Sovyetler Birliği, Uruguay ve Venezüella.

“Hayır” diyenler: Afganistan, Suudi Arabistan, Küba, Mısır, Yunanistan, Hindistan, İran, Irak, Lübnan, Pakistan, Suriye, Yemen ve Türkiye.

Çekimser” kalanlar: Arjantin, Şili, Çin, Kolombiya, Salvador, Etiyopya, Honduras, Meksika, İngiltere, Yugoslavya.

Son oy kullanıldıktan sonra David Bengurion Kudüs'te balkondan kendisini dinleyenlere şöyle sesleniyordu:

 -Artık özgür bir ulusuz. ...Ancak Birleşmiş Milletler kararı hala bizi tehdit eden tehlikelere karşı korumuyor...Kendimizi aldatmayalım.

 Yanında mavi-beyaz üzerinde Magen Davit olan bir bayrak sallanıyordu ve halk hep bir ağızdan Hatikva'yı söylüyordu...

 Oylamadan 33 evet, 13 hayır ve 10 çekimser oy çıkmıştı.

 Daha oylama devam ederken genç Palmach aslanlarıyla dolu bir odada İzak Sade konuşmasını şu sözlerle sonlandırıyordu:

-Eğer oylama sonucu olumlu olursa Araplar bize savaş açacaklar, yok olumsuz olursa biz onlara savaş açacağız ve muhtemelen 5000 genç Yahudi ölecek... Odada bulunan Yigal Alon, İsak Rabin gibi kişilerin adlarını dünya 20 sene sonra duyacaktı... İsrail devleti kuruluşunu ilan ettikten 11 dakika sonra, Amerika Birleşik Devletleri, bu yeni devleti ilk tanıyan ülke olacaktı.

 18.12.2014 -  Akşam saatleri...

Televizyonlar alt yazı geçiyorlar... Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada, Filistinlilerin bir devlet kurmak için Birleşmiş Milletlere yaptığı başvuruya karşı olduklarını bildiriyorlar.

Cahilliğin bilgiye üstün tutulduğu toplumlar hakkettikleri gibi yaşarlar. Filistinliler, terörle bir devlet kurmaya çabalamışlar ve yine başaramamışlardı.  Ne yazık ki İsrail ile birlikte aynı zamanda ülkem olan Türkiye de karanlık çağa girdi ve bilgi, cehalet tarafından kovuluyor ve yuhalanıyor. Demokrasilerin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığı ilkesi artık yok. "Sandıktan çıktık” diyerek ülkeyi monarşi ile yöneten Sultan Erdoğan,  "şu anda demokrasi düşmanları ile uğraşıyoruz"  diyerek siyaseti hukuktan önde tutuyor... İktidar, cahil zümreleri idare etmek için din kavramının  etkin  olarak kullanmakta... Ülkem, giderek Avrupa Birliğinden uzaklaşmakta, ve hatta üstüne üstlük pandemi ile birlikte çok derin bir ekonomik  krize girme sürecindedir.

Yetiş doktor, ülkem ölüyor...

Tarih'i tekerrür diye tarif ediyorlar, hiç ibret alınsaydı tekerrür eder miydi? (Mehmet Akif Ersoy)

Esen kalın…

Aaron Baruch (Ankaralı)

 

Bu yazıyı hazırlamakta fikirlerinden ve yazılarından istifade ettiğim Cengiz Çandar'a,

Murat Yetkin'e, saygılarımı sunarım...

Tarihi bilgiler ise Kudüs Ey Kudüs kitabından alınmıştır.

 

(*) Moshe Sharett : 15 Ekim 1894 tarihinde Rusya’da doğdu. Mapai hükümetinde Dışişleri Bakanı (1955-56) olarak görev yapan Moshe Sharett,   David Ben-Gurion'un başbakanlık yaptığı iki dönem arasında da iki yıldan az bir süre başbakanlık yapmıştır ve İsrail'in ikinci başbakanıdır .