Gazze’de yaşayan ve kendilerine Filistinli
diyen Araplar 30 Marttan beri her cuma günü yaptıkları gösterilere bu hafta da
devam ettiler.
Yaptıkları gösterilere “büyük dönüş
yürüyüşü” diye bir de isim takmışlar. Yalancı ve sahtekâr yandaş Türk
basını da bu konudaki haberleri devamlı olarak “barışçı gösteri” diye
veriyor. Hayır efendim, bu gösteriler hiç ama hiç barışçı değil.
Türk basınından bu olayları takip edenler, bir de benden okuyun, bakın bakalım
barışçı mı? PKK ne kadar barışçı ise, Hamas da o kadar barışçı…
Hamas, Gazze’de yaşayan Araplar’ı her cuma
günü otobüslerle sınıra taşıyor. Kimisine göre, gelenlere on dolar ücret ödüyor,
yaralananlara ayrıca ödeme yapılıyor. Ölenlerin ailelerine de daha fazla para
veriyorlar.
Gazze’de işsizlik dünya rekorlarını
zorluyor. Bir yandan para için, diğer yandan Hamas’ın baskısı yüzünden zavallı
kurban Araplar çoluk çocuk mecburi sınıra geliyorlar. Henüz altına
bez bağlanan küçücük çocukları bile getiriyorlar.
Bunlar hiç de barışçı gösteriler değil.
Yapılan bu gösterilerde bugüne kadar binlerce oto lastiği yakıldı. Oluşan hava
kirliliği insan sağlığını tehdit eder düzeyde. Uçan balonlara ve uçurtmalara
bağladıkları yanıcı maddelerle İsrael tarafında binlerce hektar yeşil tabiat
örtüsünü, sera ve tarlayı, ormanlık alanı içindeki canlılarla birlikte
yaktılar. Tabiat örtüsü yok oldu. Milyarlarca dolarlık hasar var.
Kazdıkları tünellerden sınırdaki çitin
altından veya üstünden, olmadı denizden İsrael tarafına geçip katliam yapmak
istiyorlar. İsrael askerlerini ya da vatandaşlarını kaçırmak istiyorlar.
Kaçırabilirlerse bunu İsrael’e karşı kullanacaklar. 2011 yılında, rehin tutulan
İsrael askeri Gilat Şalit’in serbest bırakılması karışlığında İsrael
hapishanelerindeki BİN YİRMİ YEDİ Arap terörist serbest bırakılmıştı. Adamlar
her yıl bunu kutluyorlar. Dört gün evvel yine bu anlaşmanın yedinci yılını
kutladılar. Bu serbest bırakılan teröristlerden pek çoğu tekrardan İsrael’e
karşı eylemde bulundular, kimi ölüp gitti, kimisi tekrar hapishaneye döndü.
Bugün hala Hamas’ın elinde, düşen iki İsrael askerinin cesedi var.
İki de sivil İsraelli rehin tutuluyor.
Barşçı (!) gösteri yapmaya gelen çoğu
Hamas üyesi Araplar sınırdaki çitleri ve tel örgüleri zorlayıp aşmaya
çalışıyorlar. Deli gibi bir güruh çılgıncasına çitlere tırmanıyor. Diğer
tarafta evini ve topraklarını savunmaya çalışan İsrael askerleri sınırı
koruyorlar ve geçmeye kalkanlara ateş açıyorlar. Mümkün olduğunca ayaklarından
bacaklarından yaralayarak durdurmaya çalışıyorlar. Ama arada ölenler de oluyor.
Bugüne kadar 200 kadar Arap öldü. Yirmi bine yakın yaralı var. Eğer öldürmek
için ateş açılmış olsaydı acaba kaç ölü olurdu? Geçen hafta sınırı aşan beş
Arap serserisi askerlerle burun buruna geldi. Araplardan biri İsrael askerinin
silahını kapmaya kalktı. Anında otuz kurşun yiyip hurilerine kavuştu. Ötekiler
ya kaçtılar ya yaralandılar ama def olup kendi taraflarına gittiler.
Şimdi Türk vatandaşlarına sesleniyorum.
Yunanistan sınırında Yunan vatandaşları, Kapıkule sınır kapısından ellerinde
bıçaklarla, satırlarla çılgınca Türk öldürmek ya da kaçırmak için sınırı
geçmeye kalkarsa ne olur? Türk askeri vatandaşlarını korumak için ne
yapar?
İsrael Gazze sınırının çok yakınında
İsrael çiftlikleri seraları tarlaları kibutzları var. Orada İsraelliler
yaşıyorlar. Askerler de onları korumak için elinden geleni yapıyor.
Bu arada İsrael masum Araplar’ı öldürüyor
diyerek vaveyla ediyorlar. Bu hafta Gazze’den atılan bir roket az kalsın bir
faciaya sebep olacaktı. Demir Kubbe savunma sistemi roketi ıskaladı. Roket Ber
Şeva’da üç çocuklu bir ailenin evine isabet etti. Çocukların annesi alarmı
duyar duymaz gece yarısı olmasına rağmen hemen çocuklarını uyandırıp sığınağa
soktu. Kapıyı kapatmalarından birkaç saniye, sadece birkaç saniye sonra roket
tam çocukların odasına düştü. Ev cehenneme döndü. Neredeyse tamamen yıkıldı.
Çok şükür yaralanan ya da ölen yok. O kahraman anneye Araplar çok şey borçlu.
Gerçek bir wonder woman olan o anne çocukları kurtaramasaydı bu gün İsrael,
Gazze’de taş üstünde taş bırakmazdı. Bu mu barış isteyen Hamas?
Geçen hafta çalıştığı iş yerine elinde
silahla gelen Arap, İsrael’li genç bir anneyi ve bir babayı ellerini ayaklarını
bağladıktan sonra yakın mesafeden ateş ederek ikisini de öldürdü. Genç annenin
küçücük bir bebeği, babanın ise üç çocuğu vardı. Katil henüz yakalanmadı. O
genç kadının kocası bir haftadır karısının mezarının başında, veda edemiyor
sevgili eşine, ayrılamıyor karısından. Bu mu barışçı? Allah belanızı versin.
Hamas bütün bunları neden yapıyor? Çünkü
kanla yaşıyorlar. İsrael’i savaşa zorluyorlar. Niyetleri İsrael’in sabrını
taşırmak. Ölen Araplar umurlarında değil.
Bu arada özellikle Gazze sınırına yakın
İsrael vatandaşları da haklı olarak, Netanyahu hükümetine baskı yapıyor.
Aylardır yangınlarla, öldürülme ya da kaçırılma korkusuyla, alarmlarla,
sığınaklarda yaşıyorlar. Ordunun Gazze’ye girip şer yuvalarını
temizlemesini istiyorlar ve bu yönde hükümete baskı yapıyorlar.
Peki, İsrael neden Gazze’ye şöyle sıkı bir
tokat atıp yere sermiyor?
Eğer İsrael 2014’deki gibi karadan,
denizden havadan, Allah ne verdiyse Gazze’ye girerse bunun sonuçları ne olur
diye düşünmek lazım. Dünya kamuoyunda yine Gazze’yi,
mazlumları(!) ezen katil İsrael imajı oluşacak.
Böyle bir savaşta elbette ki İsrael’in de
kayıpları olacak. Bunu sivil, politikacı, asker kimse istemez.
İsrael yine savaşı başlatan taraf olarak
suçlanacak.
ABD başkanı Donald Trump İsraeli
görülmemiş bir şekilde destekliyor. İsrael’in Gazze ile savaşa tutuşması tam da
Amerika’da ara seçimler yapılması arifesinde onu zor durumda bırakabilir. Bu
İsrael’in hiç işine gelmez. Trump bir dönem daha başkan kalmalı.
Unutmayın ki zaman bu sefer İsrael’den
yana. Aylardır yapılan gösteriler bütün dünya televizyonlarından veriliyor.
Gerçekleri herkes görüyor. Dünya, sonunda tabiatı yakan, havayı kirleten
insanları kaçırmaya ya da öldürmeye kalkan bu güruhun maksadını da, ne
yaptığını da öğrenecek.
Hamas’ın bu uğurda harcadığı ciddi bir
para var. Sonunda para da onlar için sorun olacak. Bunlara para verenlerde
bunlardan bıktı… Sonunda ya duracaklar, ya da dünya bunları durduracak.
Unutulmamalı ki zayıf bir anımızı bekleyen
İran, Hizbullah gibi düşmanlarımız var. Böylesi bir savaş Gazze ile
sınırlı kalmayabilir. Suriye’deki durum ise hepinizin malumudur. Bir ateş
çemberinde yaşıyoruz.
Öte yandan İsrael Eurovision ile mükemmel
bir imaj yenileme fırsatı yakaladı. Altı yedi ay sonra Eurovision şarkı
yarışması Tel Aviv’de yapılacak. Biletler şimdiden tükendi. Bu kendimizi
tanıtma fırsatını savaş ile gölgelemek ya da tamamen kaçırmak hiç işimize
gelmez.
İsrael topyekun bir savaşa girmek
taraftarı değil. Çok mecbur kalmazsa bunu tercih etmeyecek gibi görünüyor...
İsrael, Gazze'nin suyunu kesecek, gazını
kesecek, elektrik vermeyecek, sınır kapılarını kapatacak, denizde avlanma
alanını daraltacak, bu şekilde hamas'ı durdurmaya çalışacak. Bu uygulamalardan
bazı devreye konuldu bile...
Ne İsrael korkaktır ne de Netanyahu. Eski
bir asker olan Netanyahu, Şimon Perez’in cumhurbaşkanlığı döneminde İran’a
saldırma kararı almıştı. Onu son anda durduran Perez olmuştu. Netanyahu şimdi
Gazze’den mi korkacak? Hem de İsrael’in gerek askeri gerek ekonomi olarak en
güçlü olduğu dönemde… Şunu unutmayın ki gerçekten Netanyahu gelmiş geçmiş dünya
liderlerinin en zekilerinden biridir. Politika akılla yapılır. Fevri
hareketlerin sonuçları çok kötü olabilir. Savlanut (sabır) …
Esen kalın.
Aaron Baruch (Ankaralı)
ÇOK GÜZEL DEMEKTEN BAŞKA ŞİMDİLİK SÖZÜM YOK SENİNLE GURUR DUYUYORUM
YanıtlaSilSano kemestes...
Silmuthis bir yazi tebrikler
SilKolakavod, yazdıklarina noktası ve virgülüyle aynen katılıyorum. Öncelikle bunu vurgulamak isterim, ne yazık ki sağ duyumuz diger milletlere benzemez ve bazı isteklerin önüne geçiyor bu yüzden savlanut diyeceğiz.
SilKOL AKAVOD AARON BARUCH AL AAKTIVA ŞELHA .TİYİYU BRİİM UŞLEMİM ATSLAHA BAHAYİM ŞALOM ŞALVA BAOLAM NEŞİKOT HAMOT LEKULHEM ELOKİM YİŞMOR OTHEM.ŞALOM ULEİTRAOT
YanıtlaSilSenin yazını okuduğum zaman her kelime o kadar doğru ki gözlerimden yaş geliyor .Türkiyedeki yalancılık fakültesini bitiren gazeteci bizuntularının bu konuda çok öğrenmeleri lazım
YanıtlaSilSayın Aaron tüm yazılarınızı büyük bir zevkle okuyorum.Ne yazıkki bizler hissettiklerimizi ne kaleme ne de söze getiremiyoruz.Siz bizim kalemimiz ve sözlerimizsiniz.Kaleminize sağlık,ağzınıza sağlık,kalbinize sağlık.Sizi tanımıyorum ancak sevgi ve saygı ile size sarılıyorum.
YanıtlaSilYolunuz daima açıkolsun.