İsrail’in Bat Yam şehrinde bulunan Türkiyeliler Birliği başkanının
telefonu çaldığında saat gece 9.30 civarıydı. Arayan başkanın bir dernekten
arkadaşıydı.
-Başkan, bir istek aldım, yardımına ihtiyaç var.
-Hayırdır?
-Dernekten bir arkadaşım beni aradı. Onu Türkiye’de depremzedelere
yardım için giden İsrail kurtarma ekiplerinden bir yetkili aramış. Bir sıkıntı
var.
-Nasıl bir sıkıntı?
-Sana yetkilinin telefonunu vereyim sen doğrudan konuş. Ama hemen
konuş. Biliyorsun zamana karşı bir yarış var.
-Okey, ver.
Başkan 10 dakika sonra yetkili kişiye ulaşmıştı.
-Erev tov, (İyi akşamlar) Ben İsrail’deki Türkiyeliler Birliği’nden
arıyorum. Yardıma ihtiyaç varmış, ne yapabilirim?
-Naim meod. (Çok memnun oldum) Ben burada 100 kişilik bir arama
kurtarma ekibini idare ediyorum. 20 ya da 25 kişilik ekiplerle görev yapıyoruz.
Ancak bize düzenli araç veremediler. Şu anda görevini bitiren bir grup 4
saattir boşu boşuna bekliyor, üstelik yorgunlar ve açlar, ayrıca çok da üşüdüler.
Geri gelirlerse onları dinlendirdikten sonra hemen başka bir göçüğe
yönlendireceğim. Yol uzak değil ama ekibin gece karanlığında yollarını
bulmaları çok zor, kaybolmaları işten bile değil. Bize, buraları bilen şoförlü
bir araç gerekli. Bu sorun hallolursa daha çok canlı insana ulaşabiliriz.
-Tamam, ne yapılabileceğini araştırıp size hemen geri döneceğim.
Başkan derhal İstanbul’dan bazı tanıdıklarını aramaya başladı. Demir
ve çelik endüstrisinde çalışan birisi Kahramanmaraş’ta bir dostuna ulaştı. Adam
fabrikasının servis minibüsünü ve şoförünü İsrail ekibinin emrine
verebileceğini bildirince telefonlar yeniden çalışmaya başladı.
-Kahramanmaraş’ta bir şoförle ilişki kuruldu, konumunuzu paylaşın,
sizi hemen bulacak. Sahada çalıştığınız müddetçe bu araç ve şoför sizin
emrinizde…
-Toda raba… (Çok teşekkürler)
Bat Yam’da Türkiyeliler Birliği binasının ışıkları gece yarısı hala
yanmaktaydı. Birliğin yürütme kurulu üyeleri ve başkan “Türkiye’ye yardım
adına ne yapabiliriz” diye beyin fırtınası yapmaktaydılar. Pek çok olanak
söz konusuydu ama ve sonuçta Türkiye Büyükelçiliğinden duyurulan yardım
listelerine göre bir seçim yapmayı uygun gördüler. Türkiyeliler Birliği’nin elinde
ihtiyaç olan malzemeleri gösteren altı sayfalık bir liste vardı. Listenin
içinde ilaçlar da vardı ve epeyi fazlaydı. Acaba hangi ilaçları göndersek
gerçekten ihtiyaç sahiplerine yararlı olur ve hayat kurtarabilir diye düşündüler.
En iyisi bir doktorun fikrini almaktı.
Hangi doktor yardımcı olabilirdi? Bat Yam’da Türk asıllı tanıdık bir
doktor vardı, ona sormaya karar verdiler.
Doktor listeyi inceledi ve “acil hayat kurtarabilecek ilaçları bir
filtre edelim” dedi. Hastanelerde doktor nezaretinde kullanılabilecek
ilaçlar tercih edilecekti.
Ancak oluşturulan liste için 40 bin şekele belki de daha fazla paraya
ihtiyaç vardı.
Bu konuda fikrini almak için derneğin onursal başkanına müracaat
ettiler.
Derneğin onursal başkanı fikri yalnız onaylamakla kalmadı, çok da
parlak buldu ve destekledi. Elini ilk taşın altına koyan da bizzat kendisi oldu.
“Para bulma işini bana bırakın, bakalım neler yapabileceğim” dedi
Nitekim ertesi gün hava karardığında masasındaki liste 30 bin şekeli
geçmişti. Para neredeyse hazırdı ama önlerinde bir başka problem vardı. İlaç
deposu reçete istiyordu. Onu da çözdüler, doktor listeyi imzalayınca ilaç
deposu ilaçları vermeyi kabul etti.
Şimdi önlerindeki sorun bu 1,5 ton ağırlığındaki ilaçların Türkiye’de
deprem bölgesine nasıl ulaştırılacağıydı. Türkiyeliler Birliği Başkanı gerekli
kurumlarla temasa geçti gerek Türkiye Büyükelçiliği gerekse THY’ları bütün
dünyadaki gibi gerekli desteği verdi. Bildiğim kadarıyla bu operasyon hafta
sonuna doğru tamamlanmış olacak.
İlaç konusu da hallolmuştu. Ama telefonlar susmuyordu.
İsrail’de yaşayan 100 bin civarında Türk asıllı İsrail vatandaşı var.
Bu insanlar az ya da çok bir yardım edebilmek için Türkiyeliler Birliği’ni
arıyorlardı. Kimi doğrudan Türkiye’ye gidip yardım etmek, kimi ise tercümanlık
gibi yardımlarda bulunmak istiyorlardı.
Birliğin yürütme kurulu ve başkanı, bu yardımları nasıl toplayacaklarını
ve depremzedelerin yararına olacak şekilde nasıl ileteceklerini düşünürlerken
bir haber hepsinin dikkatini çekti.
Gönüllülerden oluşan İhud Atsala kuruluşu 50 kişilik gönüllü paramadik
ekiple yardım için Türkiye’ye gitmek üzereydi. Türkiyeliler Birliği derhal İhud
Atsala ile temasa geçti. Acaba bir yardımda bulunulabilir miydi?
İhud Atsala kuruluşunun üyeleri bu çeşit faaliyetlerde sahada paraya
ihtiyaç duyduklarını bildirdi. Mesela bir alet almaları veya benzine
ihtiyaçları olduğunda nakit para gereksinimi vardı. İhud Atsala bankalardaki
hesaplarında özel bir link açabileceğini, Türkiye’deki deprem için yardımda
bulunacakların bu hesaba bağış yapabileceğini ve bu bağışların sadece
Türkiye’de kullanacaklarını bildirince Türkiyeliler Birliği bunu medya kanallarından
duyurdular. Böylece kulaktan kulağa da yayınlan bu bilgiyle bağışlar yağmaya
başladı.
Ne diyeyim, herkesten Allah razı olsun, bir daha böyle acıları
inşallah hiçbirimiz yaşamayız… Bu yazı yazıldığı saatlerde İsrail arama
kurtarma ekibi 19 kişiyi göçüklerden canlı olarak kurtarmıştı ve depremden 120
saat sonra hala yıkıntılarda çalışıyorlar ve sesleniyorlardı.
-SESİMİ DUYAN VAR MI?
Aaron Baruch (Ankaralı)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.