15 Şubat 2019 Cuma

ERDOĞAN'IN İKİ YÜZÜ...









Türkiye 31 Mart’ta yerel idareleri seçmek için sandığa gidecek. Erdoğan yine “Amerika ve İsrael’e karşı duran adam moduna” girmeye çalışıyor.

Geçenlerde partisinin gençlik kollarına hitaben yaptığı konuşmada şöyle dedi:
-Yere yıktığın düşmanını tekmeleme, sen Yahudi değilsin…

Bir gezi dönüşü, iktidarın yandaş gazetecileriyle söyleşi yaparken bakın ne diyor:
-2013’deki gezi parkı olaylarını kim finanse edenlerin arkasında kim vardı? Meşhur Macar Yahudi’si Soros…

2014 yılında Soma’da yaşanan maden faciasında “bu işin fıtratında ölüm var” dediği için kendisini protesto eden bir madenci yakını yumruklarken Erdoğan şöyle bağırır:
-Niye kaçıyorsun ulan İsrael dölü…

Erdoğan’ın İsrael ile yapay krizler çıkartıp yeni İslam halifeliğine soyunma çabalarının en çarpıcı örneğini, Michael Oren,  2015 yılında yayınladığı Alla (İttifak) isimli kitabında yazdı. Michael Oren 2009 ile 2013 yılları arasında İsrael’in Washington büyükelçiliğini yapmış. Bakın 2010 yılında İsrael ile Türkiye arasında yaşanan Mavi Marmara olaylarının arkasında neler dönmüş.

O dönemde Türkiye'nin Washington büyük elçisi olan Namık Tan, Oren’i arar ve şöyle der:
-İsrael hükumeti acaba Mavi Marmara gemisinin Ashdod limanına yanaşması ve Türkiye Kızılay’ının yardım kargolarını buradan Gazze’ye ulaştırmasına izin verir mi? Lütfen çok acele cevap verin.

Namık Tan cevabı çok acele istiyordu. Çünkü Mavi Marmara yoldaydı ve Erdoğan'ın İran ziyareti başlamak üzereydi.

İsrael hükumeti öneriyi hemen kabul etti. Cevabı anında ileten Oren’in anılarında Namık Tan’ın cevaptan çok hoşnut olduğu ve rahatladığı anlatılıyor. Ama ne yazık ki Namık Tan iki gün sonra Oren’i tekrar aramış ve anlaşmanın iptal edildiğini bildirmiş. Mavi Marmara yoluna devam edecek ve ablukayı kırmaya çalışacaktı. Çünkü Türkiye yine bir seçim arifesindeydi ve geminin Ashdod’a yanaşıp yardım malzemesini olaysız boşaltması, muhtemelen bu kararı birlikte aldığı İran’ın da Erdoğan'ın da çıkarlarına hiç uygun değildi. Ne yazık ki bu çıkarlar uğruna Mavi Marmara gemisine yapılan müdahale sırasında 10 sivil hayatını kaybetti. Bu insanların ölümünden kimin sorumlu olduğunun yorumunu okuyucuya bırakıyorum.

Başkan Trump ABD Büyükelçiliği’ni Yeruşalayim’e taşıma kararını açıkladığında Erdoğan, İsrael’i kınamak için İslam İşbirliği teşkilatını toplar. Toplantıya Venezuela başkanı Maduro da taa Güney Amerika’dan gelir ve gözlemci(!) sıfatıyla katılır, neyi gözlemleyecekse… Oysa İslam dünyasının en önemli aktörleri Suudi Arabistan ve Mısır toplantıya başkanlık düzeyinde katılmaz. Yani bu toplantıyı kazımazlar.

Ama işin esas ilginç tarafı, zirve bildirisinin İngilizce metninde yer almayan Doğu Kudüs’ün Filistin devletinin başkenti olarak tanındığına dair hiçbir ibare yokken, Türk halkına sunulan Türkçe metine, Erdoğan'a propaganda malzemesi yaratmak için bu metin ilave edilir. Zirve bildirisinde böyle bir karar alınmamıştır, dahası Filistin diye bir devlet bile yoktur…

Sonuçta her iki ülke Erdoğan'ın bu tutumu yüzünden zarar görmektedir.  Türkiye İsrael’li turistlerin neredeyse tamamını kaybetti. Türkiye ile İsrael, doğal gaz boru hattı konusunda tarihi bir işbirliği yapabilecekken Erdoğan'ın bu tutumları dolayısıyla ne yazık ki bu proje Akdeniz’in sularına gömüldü gitti… Oysa İsrael ile Türkiye'nin siyasi  çıkarları de ticari çıkarları da tamamen örtüşmektedir. APO’yu Suriye’den çıkartıp Türkiye'nin kucağına bırakan MOSSAD’tır. Bugün Türkiye'nin terör ile mücadelede çok etkin olarak kullandığı İHA’lar İsrael’den öğrendiği teknoloji sayesinde vardır. Türkiye İsrael’den her zaman pek çok alanda fayda ve iyilik görmüştür.

Bugünün Türkiye’sinde her ekonomik krizin, her toplumsal hareketin, her protestonun arkasında İsrael olduğunu meydanlarda haykırmak, her yıl neredeyse katlanan İsrael ile Türkiye arasındaki ticaret hacmine bakıldığında, Erdoğan’ın ikiyüzlü radikal İslamcı siyaseti çok net görünür.

Demokrasi(!) ile yönetilen tek İslam ülkesi olan Türkiye ile İsrael dost ve müttefik olsaydı bundan her iki ülke çok faydalar sağlayabilirdi. Erdoğan tek başına bu olumsuzluğun müsebbibidir. Yazık çok yazık…

Aaron Baruch  (Ankaralı)

Kaynakça : FARUK MERCAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.